Biz yetişkinlerin gözüyle oyun çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına yarayan amaçsız bir uğraş gibi algılanıp işi olmayanların ya da dinlenmek isteyen kişilerin yaptığı bir şeymiş gibi düşünürüz. Hatta bazen çocuğumuzu başımızdan savmak için "hadi git sen oyun oyna" bile deriz.Oysa oyun, onların en ciddi uğraşısıdır, en önemli işidir. Çünkü oyun çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır, kavramasını öğrenmesini istediğimiz ne varsa oyun yoluyla çok kolay ve zevkli bir şekilde öğretebiliriz. Çocuk oynadıkça duyuları, yetenekleri gelişir, zihinsel, bedensel becerileri artar. Bilinmezlerle dolu çevresini oyunla kendisi için anlaşılır duruma getirir, deneme yanılma yoluyla gördükleri sınama, öğrendiklerini pekiştirme olanağı bulur.
Oyun çocuğa kendine ait olan bir dünya yaratma imkanı verir. O dünyaya kendisi egemendir. Oynanan serbest oyun ise kuralları kendi koyup bozma yetkisiyle özgüvenini besler. Yetişkinlerin dur, kalk, otur, öyle olmaz bu böyle gibi sınırlayıcı davranışlarından uzaklaşmanın keyfini yaşar.
Oyun, çocuğun içindeki duygu ve düşünceleri açığa çıkardığından onu daha iyi anlamamızı sağlar dolayısı ile çocuk oyunda olduğu gibidir, samimidir. Cevaplayamayacağı her türlü sorumuzu oyunda çocuğumuzu izleyerek öğrenebiliriz. Üstelik yaratıcılığını kullanarak bize iç dünyasını açar. Çocuk, öğrendiklerinden başka kendinden bir şeyler katarak yaşantısını oyuna aktarır.
Çocuklar için en iyi sosyalleşme ortamıdır. Birlerini hiç tanımasalar bile bir araya gelince hemen oynamaya başlarlar. 4 yaşına kadar ancak yan, yana oynayabilseler de o an sürekli bir birlerini takip eder haldedirler. Bu da bu yaşın oynama özelliğidir. Oyun yoluyla çocuklar birbirleriyle işbirliği yapma becerisini kazanırken aynı zamanda birbirlerine karşı olumsuz duyguları varsa boşaltma imkanı bulurlar ve rahatlarlar. Bir gün iki öğrencimin birbirine karşı son derece kızgın olduğunu fark ettim sürekli çekişme halindeydiler hemen oyunu başlattım o günkü plan ve programda oyun gereği öğrencilerimin bir kısmı hayvan bir kısmı da onların sahibi olacaktı. Hayvan rolünü alanın sahibini seçme şansı vardı, zıtlaşan o iki öğrencimden biri aslan olup kavga ettiği arkadaşına yanına gitti. Ona doğru kükreme, pençe atma hareketi yapmaya başladı bunu yaparken en çok ikisi eğleniyordu. Olumsuz duygularını oyun yoluyla boşaltıp rahatladıkları için sakinleşmişler, araları düzelmişti. Oyun çocukların en doğal anlaşma ortamıdır.
Oyun, çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için sevgiden sonra gelen ikinci ve en önemli ruhsal besinidir. Sevgiden yoksun bir çocuk gibi oyunsuz bir çocukluk da düşünülemez. Çocuğun ruh sağlığı onu sevmek ve ona oynama olanağı sağlandığı oranda gelişir. Oyun oynamadan büyüyen çocuğun sağlıklı bir yetişkin olması zordur.
Oyunun, aynı zamanda çocuk için eğitici işlevinin yanı sıra onu tanıtıcı özelliği vardır. Çocuğun ikili oyunlarında olsun, üçlü ve toplu oyunlarında, olsun davranış biçimi ile aile içinde aldığı eğitimi görmemiz mümkündür.
Öğretilenlerin çocuk için kolay, zevkli ve daha çekici olmasını istiyorsanız çocuğun oyun oynama içgüdülerinden faydalanmanız yeterli olacaktır. Çocuk, yaşamı için gerekli olan davranış, bilgi, beceri gibi şeyleri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. İnsanlık ilişkileri, yardımlaşma, konuşma, bilgi edinme gibi olguları oyun içinde kavrar, benimser ve pekiştirir. Çocuğun kişiliği oyun içinde daha belirgin çizgilerle ortaya çıkar ve gelişir. İdeal bir eğitimde, eğitimbilim verilerine dayalı olarak çocuk oyunlarının çocuk eğitimindeki yeri ve önemi iyi bilinir. Oyun etkinliğinden çocuğun eğitiminde en geniş ölçüde yararlanılır.
Nurten Daniş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder