Bilindiği gibi Ülkemizde İlköğretimin birinci sınıfına başlamak için çocuğumuzun 72 aylıktan gün almaya başlaması şart koşulmuştur. 72 ayın sınır olarak kabul edilme sebebi ise evrensel ve bireysel olarak çocuklarımızın gelişim dönemine uygunluğu ve kazanımları ile ilgilidir.
Nasıl tüm dünya çocuklarında yürüme becerisi ancak onun bacak kaslarının gelişmesiyle yada tuvalet alışkanlığı becerisi idrar torbası ve onunla ilgili kasların gelişimi ile birlikte kazanılıyorsa, ilköğretime başlama yaşı da dolayısı ile birçok becerinin kazanılması, duygusal, sosyal, zihinsel, psikomotor, dil gelişimi, özbakım becerileri yönünden belli bir gelişim aşamasında olmayı gerektirmektedir. Yaş özelliklerine uygun olan kazanımlara onun kendisinin ve çevresinin ne kadar farkında olduğu, öğretmeni ve arkadaşları ile ne derecede iletişim kurabilme becerisine sahip olduğu, kendi yaşıtı olan diğer çocuklarla ve yetişkinlerle bir arada uyumlu okul korkusu olmadan yaşamayı örnek verebiliriz. Bu uyumlu ilişkinin sağlanabilmesi için çocuğun yapması gerekenlerle ilgili; sıra, zaman bekleme, kimseye zarar vermeme, oyunda arkadaşları ile işbirliği yapma, paylaşma, yardımlaşma, oyunun kurallarına uyma, empatik davranabilme, problem çözme, özdeşim kurma- taklit etme, vb. gibi becerileri edinmiş, genelleme yapabilme, bedenini duyu organlarını tanıyabilme, kendini iyi ifade edebilme, soru sorabilme, cevap verebilme, dinleyebilme özelliklerine sahip olması beklenmektedir.
Bundan da anlaşılacağı üzere Okulöncesi eğitim tüm bu kazanımların gerçekleştirilmesi için çocuğa uygun ideal bir zemin oluşturmaktadır. Her yeni gün bu becerilere yeni beceriler, ilgiler, kavramlar ekleneceği için ilkokula başladığı zaman çocuğun okulda tüm öğretilenleri kavrayabilecek şekilde gelişmiş, Okumaya- yazmaya hazırlıklı olması sağlanmaktadır. İlkokula başladığında okul da dışlanmışlık, beğenilmeme, kabul edilmeme gibi olumsuz duygular yaşamadığı için bulunduğu anın keyfiyle okula çok daha isteyerek gelecek okul sevgisi ve başarısı kaçınılmaz olacakır..
Bu nedenle ilkokula başlama yaşı olarak 72 ay sınırını dikkate almakta fayda vardır. Kaldı ki bazen çocuğun bu okul yaşına erişmiş olması bile yeterli olmamaktadır. Çocuğun, okula başladığında yaşıtlarının boy ve kilosuna yakın bir düzeye ulaşmamış olması çocuk için birtakım sorunlar ortaya çıkarır. Aynı şekilde görme, işitme açısından da çocuğun tam olarak sağlıklı olması gereklidir. Aksi halde, iyi göremediği, iyi işitemediği için öğretmenin talimatını iyice anlayamayan çocuk, başarısızlığı erkenden tatmış olacaktır. Ayrıca, okumaya geçişte yönlerin doğru tayin edilmesinin ve seslerin ayrımlaştırılmasının da rolü önemlidir. Hatta, tamamen doğal bir özellik alan sağ veya sol elin kullanılması bile okuma ve yazma öğrenimi sırasında bazı sorunlar ortaya çıkarabilir. Bu nedenle “el tercihi”nin anne-baba tarafından değiştirilmeye zorlanmaması ve çocuğun doğal gelişimi doğrultusunda bırakılması gerekmektedir. Okulun isteklerini karşılamada duygusal gelişimi yaşa uygun seviyede olmalıdır. Aksi takdirde aşırı derecede hassas, isteksiz, ilgisiz, ağlama, aşırı saldırganlık veya hareketsizlik, kardeşleri arkadaşları öğretmenleri ile iletişim kuramama, kendi hayal dünyasında kapalı kalma ve anneye bağımlı, anneden ayrılmakta zorluk çekme davranışları sergileyebilirler.. Kaybettikleri süre içinde sınıf arkadaşları öğrenme sürecinin büyük bölümünü aşmış olacaklardır. Bu kez de onlardan geri kalarak başarısız olmaktan özgüvenleri zedelenecektir. .
Çocuğun beden sağlığı yerinde, el, ayak ve göz hareketleri uyumlu zekâsı yeterli ve herhangi bir duygusal sorunu yoksa, istendiği, sevildiği duygusuna sahipse öğrenmek için istekli, insanlarla rahatça ilişki kurabiliyorsa çevrede sağlanacak olanaklarla okula gitmeye ve okumaya hazır bir duruma gelebilir. Belirttiğim tüm özellikler çocuğumuzda varsa birkaç ay erken okula gitmesinin büyük bir sakıncası olmayabilir. Ancak bu konuda son derece dikkatli olunması ve yanlış olarak verilecek bir kararın çocukta travma yaratabileceğini unutulmaması gerekmektedir. . Yeterince hazır olmadan okula gönderilen çocuklarımız çok kere, ilk yılda önemli bir sorunla karşılaşmayabilirler, ama daha sonraki yıllarda çocuk okula ve okumaya karşı birtakım olumsuz tavırlar geliştirebilirler. Ama yinede çocuklarını erken okula göndermek onun okulöncesi gelişim hayatından çalmak olarak algılanmalı, mümkünse ilkokula zamanı gelince gönderilmelidir. Gerçekte çocuğun ruh sağlığı, kazanılacak bir-iki ay veya yıldan, başkalarınca çocuğumuzu zeki olarak adlandırılmasından daha önemlidir. Onlar zaten zekidir kanıt için okula erken gitmesi gerekmemektedir. Tam tersi erken okula gidip te yaşadığı travmadan dolayı bir çok çocuğumuz okul yaşamlarında yeterli uyumu sağlayamamış, başarıyı gösterememiş, okuldan uzaklaşmıştır.
Bırakalım çocuklarımız doya, doya çocukluklarını yaşasınlar, zaten sonrasında yaşamlarının büyük bir dilimi okullarda geçecektir.
Nurten Daniş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder